Faik Öztrak’tan petrol tepkisi: Damat bu işin neresinde?

Türkiye ve Irak arasında, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nden çıkarılan petrole dair Paris merkezli Uluslararası Ticaret Odası Tahkim Merkezi’nde (ICC) görülen davayla ilgili açıklama yapan CHP Sözcüsü Faik Öztrak, “Birkaç gündür basında ciddi iddialar yer alıyor. Türkiye, Kuzey Irak Yönetiminin çıkardığı petrolü, Kerkük-Yumurtalık-Ceyhan Boru Hattı üzerinden, uluslararası piyasalara sattığı için 1.4 milyar dolar tazminata mahkum olmuş. Sebep, Kerkük-Yumurtalık-Ceyhan Boru Hattı’ndan, 2014-2018 arasında yapılan petrol ticaretinin, Irak Merkezi Yönetimi’nin onayı olmadan yapılması” diye konuştu.

ANKA Haber Ajansı’nın haberine göre, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın Irak’ın 5 talebinden 4’ünün reddedildiğine dair açıklamasını hatırlatan Öztrak, “Lafı gevelemeyi bırakın. Türkiye Irak’a ne kadar tazminat ödeyecek açıklayın. Enerji Bakanlığı’nın yaptığı açıklamadan, Irak’ın taleplerinden birinin, tahkim heyeti tarafından, kabul edildiği anlaşılıyor. Türkiye ödeyecekse ne kadar tazminat ödeyecek? Irak, Türkiye’ye tazminat ödeyecekse bu tazminatın tutarı ne kadardır? Kuzey Irak petrolünün, Irak anayasasına aykırı şekilde, uluslararası pazarlara ulaştırılmasına, izin veren kim? Bu ticaretten Türkiye’de kimler nemalandı? Kimler köşeyi birkaç kez döndü? Erdoğan ailesi bu işin neresindedir? Damat bu işin neresindedir?” ifadelerini kullandı.

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, bugün CHP Genel Merkezi’nde MYK toplantısı devam ederken düzenlediği basın toplantısında gündemi değerlendirdi. Öztrak, şunları söyledi:

‘ÜLKEMİZDE ÇÖKMEYEN TEK BİR ŞEY KALMADI’

“Gücün zekâtı tevazudur. Bu zekât ödenmezse, güç kibre dönüşür. Hayatta her şey inceldiği yerden kopar. Kibir ise zırh gibi kalınlaştıkça, etrafını yakıp, yıkar. Çok büyük zararlar verir. 2018’den bu yana, 85 milyonluk koca Türkiye bunu, yaşayarak tecrübe ediyor. Erdoğan’ın arşa ulaşan kibri, ülkemizin her bir ferdini mağdur ediyor. Ucube şahsım rejimi ve kibirlisinin elinde, ülkemizde çürümeyen, zarar görmeyen, çökmeyen tek bir şey kalmadı. Devletin adalet direği çöktü. Köklü kurumları çöktü. Eğitim çöktü. Dış politika çöktü. Ekonomi çöktü. Sağlık çöktü ve en sonunda depremde binalarımız, yollarımız çöktü. Afetler bu kibir abidesinin elinde, felakete dönüştü. İlk iki gün enkazın başında devlet yoktu. Mehmetçiğe zamanında emir verilmediği için, askerimiz yoktu. Deprem enkazının altında, 50 binden fazla yurttaşımız, yardım çağırarak soğukta donarak can verdi. Oysa daha önceki felaketlerde Mehmetçiğimizin sıcak yardım eli; muhtaçları vakit yitirmeden kucaklamıştı. Bir yönetici her şeyden vazgeçebilir ama sorumluluklarından vazgeçemez.”

‘HEP DİYORUZ, ARSIZLIK BUNLARIN EN BÜYÜK SİYASİ SERMAYESİ’

“Bu ülkeyi 21 yıldır yönettiklerini iddia edenler, sebebi oldukları 50 bin can kaybının sorumluluğundan asla kaçamaz ama sarayın kibirlisi, fütursuzca sorumluluktan kaçmaya çalışıyor. Dün yine çıkmış, türlü bahaneler uyduruyor. Neymiş? ‘Tabiatın kendi işleyişine saygılı bir hayat nizamı kurmazsanız, bir gün gelir tabiat hakkı olanı alır götürür. Depreme dayanıksız bina yaparsanız, ilk büyük sallantıda yıkılır. Dere yatağına bina inşa ederseniz, ilk büyük yağışta sele kapılır’. Yani, sellerde, depremlerde, yangınlarda, toprak kaymalarında ölenlerin sorumluluğu, ölenlerin kendisindeymiş… Ülkeyi 21 yıldır yöneten rantiyeci kibir abidesinin, bu can kayıplarında, bu büyük yıkımda, hiçbir sorumluluğu yokmuş. Her zaman yaptığını yapmış, sadece yetkiler benim, sorumluluk ise milletin, iyi ne varsa benden, kötü ne varsa milletten, demiş… Hep diyoruz, arsızlık bunların en büyük siyasi sermayesi, arsız arlanmayı hiç bilmez. Hiçbir şeyden utanmaz. Utancı gidenin kalbi de zaten ölüdür. İş başında olduğu 21 yılda, 9 kez imar affı çıkaran kim? Sarayın kibirlisi Erdoğan…”

‘İMAR AFLARIYLA DEPREME DAYANIKSIZ BİNALARI AFFEDEN KİM?’

“2018’de çıkardığı imar affıyla, seçim meydanlarında, ‘hayırlı olsun’ diye böbürlenen kim? Sarayın kibirlisi Erdoğan… İmar aflarına reklam filmi çeken kim? Sarayın kibirlisi Erdoğan… Dere yataklarına evler yapılırken, bunlara izin veren kim? Sarayın kibirlisi Erdoğan… İstanbul’a, kadim şehrimizin tarihi siluetine ihanet eden kim? Sarayın kibirlisi Erdoğan… Karadeniz’in yaylalarının, güzelim Ayder’in rant uğruna talanına seyirci kalan kim? Sarayın kibirlisi Erdoğan… Derelerine, doğasına sahip çıkan yaşlı başlı köylülerimizi jandarmaya hırpalatan kim? Sarayın kibirlisi Erdoğan… Kendisi uçan saraylarda oradan oraya gezerken, orman yangınlarını söndürmek için, uçak almayan kim? Sarayın kibirlisi Erdoğan… Yaşadığımız her afet, felakete dönüşüyorsa, bunun sebebi 21 yıldır ülkenin başındaki hükümet ve onun başı Erdoğan’dır. Ama Erdoğan sorumluluklarından kaçmaya çalışsa da sorumluluklarından kaçmanın sonuçlarından kaçamaz.”

‘FİZİKİ VE BEŞERİ SERMAYE KAYIPLARIMIZIN TOPLAMI 126 MİLYAR DOLAR’

“Sonuç apaçık ortada 21 yıldır Erdoğan’ın kibrinin, kifayetsizliğinin, beceriksizliğinin bedelini, milletimiz ya canıyla ya da malıyla ödedi. Kahramanmaraş depremlerinde de 50 binden fazla yurttaşımızı kaybettik. Bizim hesaplamalarımıza göre, fiziki ve beşerî sermaye kayıplarımızın toplamı, 126 milyar dolar. En son Uluslararası Çalışma Örgütü ILO, Kahramanmaraş depremlerinin, çalışma hayatına etkilerini araştırmış… ILO’ya göre, deprem, bölgedeki çalışma saatlerinde, yüzde 16’lık bir kayba neden olmuş. Bu 657 bin 147 tam zamanlı işçinin, işini kaybetmesi demek. Emekçilerimizin gelirinde, her ay yaşanan kayıpsa, 150 milyon dolar. Her bir çalışanın aylık kaybı ise 4 bin 351 lira yani ayda 231 dolar. Deprem bölgesinde 220 bin civarında iş yeri ya yıkık ya da ağır hasarlı.”

‘AÇIK AÇIK KARŞILIKSIZ PARA BASACAĞIZ DİYORLAR’

“Cumhur İttifakı, Yeniden Refah Partisi’yle protokol imzalıyor. Protokolle, ‘Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın, Hazine’yi fonlamasının, önündeki engellerin kaldırılması’ hükme bağlanıyor. Açık, açık ‘karşılıksız para basacağız’ diyorlar. Nobel ekonomi ödülü sahibi, Paul Krugman: ‘Karşılıksız para basmak, çok fazla tatlı yemek gibidir. Yerken kendinizi iyi hissedersiniz. Sıkıntıları ise sonradan çıkar’ diyor. Şu elimde tuttuğum banknot (200 lira), ilk kez 2009 ocak ayında tedavüle girdi. 2009 ocak ayı başında, bununla 130 dolar alınıyordu. Bugün ancak 10 dolar 50 sent alınabiliyor. Yine 2009 ocak ayında, 200 lira ile doldurduğunuz pazar filesini, bugün doldurmaya kalksanız, ödemeniz gereken miktar, 500 lira değil, bin lira değil, bin 500 lira değil, 2 bin lira değil tamı tamına 2 bin 209 lira…”

‘UCUBE REJİM, 5 YILDA ASGARİ ÜCRETLİNİN SOFRASINDAN 13 KİLO PEYNİR ALDI’

“Erdoğan’ın ucube şahsım rejiminin hayata geçtiği, 2018’in haziran ayında, asgari ücretle 73 kilo beyaz peynir alınıyordu. Bugün 60 kilo alınabiliyor. Ucube cumhurbaşkanlığı hükümetinin başı Erdoğan 5 yılda, asgari ücretlinin sofrasından 13 kilo peyniri almış. 5 yıl önce asgari ücretle, 3 bin 562 yumurta alınabiliyordu. Bugün 2 bin 933 tane alınabiliyor. Ucube Cumhurbaşkanlığı hükümetinin başı Erdoğan asgari ücretlinin sofrasından 629 yumurtasını almış. Bundan 5 yıl önce asgari ücretle sofrasına 162 kilo tavuk eti koyabilen vatandaşımız, bugün sofrasına 141 kilo tavuk eti koyabiliyor. Ucube Cumhurbaşkanlığı hükümetinin başı Erdoğan asgari ücretlinin sofrasından 21 kilo tavuk etini kapmış. Ucube Cumhurbaşkanlığı hükümeti döneminde sofraya konan, pirincin 28 kilosunu, toz şekerin 41 kilosunu, sarayın kibirlisi almış götürmüş. Hangi birini söyleyelim? Liste uzayıp gidiyor. Bunun sorumlusu kim? Tabii ki ‘ekonominin sorumlusu benim, ben’ diyen Erdoğan.”

‘128 MİLYAR DOLARI DA 418 MİLYAR DOLARI DA SÖKE SÖKE ALACAĞIZ’

“9 Mart 2023’te, depremde kaybettiğimiz 50 bin yurttaşımızın, daha kırkı çıkmadan, TBMM’de adrese teslim bir yasa çıkardılar. 7440 sayılı Kanunla, daha 2022’nin beyanname dönemi bitmeden, şirketler 2022 yılı vergi matrahını tespit etmeden, henüz belli olmayan bir matrahın, artırımına imkân getirildi. Türk Vergi Sisteminde, beyanname dönemi henüz bitmemişken, matrah artırımına imkân veren bir düzenlemeyle ilk defa karşılaşıyoruz. Daha önce eşine rastlanmayan böyle bir uygulamaya, neden ihtiyaç duyuldu? Bunu kim veya kimler istedi? Şeytan ayrıntı da gizli… Beyanname dönemi bitmeden, matrah artırımına imkân veren bu düzenlemeyle şirketler matrah artırımına giderse, 2022 ve öncesinde ödedikleri vergilerle ilgili olarak, vergi incelemesi yapılamayacak. Vergi incelemesi yapılamadığı için de yolsuzluklar, usulsüzlükler denetçilerden gizlenecek. Beşli çetelerinizden, hangi şirketleri kurtarmak için bunu yaptınız? Ne yaparlarsa yapsınlar, milletin kasasından buharlaştırılan, 128 milyar doları da hazinesinden uçurulan 418 milyar doları da söke söke alacağız, asıl sahibi olan milletimize geri vereceğiz.”

‘PETROLÜN IRAK ANAYASASINA AYKIRI ŞEKİLDE SATILMASINA İZİN VEREN KİM?’

“Birkaç gündür hem uluslararası basında hem de yerel basında ciddi iddialar yer alıyor. Türkiye, Kuzey Irak Yönetiminin çıkardığı petrolü, Kerkük-Yumurtalık-Ceyhan Boru Hattı üzerinden, uluslararası piyasalara sattığı için Paris’teki Uluslararası Tahkim Heyeti tarafından, 1.4 milyar dolar tazminata mahkum olmuş. Sebep, Kerkük-Yumurtalık-Ceyhan boru hattından, 2014-2018 arasında yapılan petrol ticaretinin, Irak Merkezi Yönetimi’nin onayı olmadan yapılması. Enerji Bakanlığı ise ‘Hakem heyeti, Irak’ın beş talebinden dördünü reddetti. Ülkemizin taleplerinin büyük çoğunluğunu kabul etti. Bu ihlaller sebebiyle, Irak Türkiye’ye tazminat ödeyecek’ deyip top çeviriyor. Lafı gevelemeyi bırakın. Türkiye Irak’a ne kadar tazminat ödeyecek açıklayın. Enerji Bakanlığı’nın yaptığı açıklamadan, Irak’ın taleplerinden birinin, tahkim heyeti tarafından, kabul edildiği anlaşılıyor. Bu durumda Irak’ın kabul edilen talebi nedeniyle, Türkiye, Irak’a tazminat ödeyecek mi? Ödeyecekse ne kadar tazminat ödeyecek? Irak yönetimi, Türkiye’ye tazminat ödeyecekse, bu tazminatın tutarı ne kadardır? Enerji Bakanlığı bu rakamları milletten neden saklıyor? Kuzey Irak petrolünün, Irak Anayasasına aykırı şekilde, uluslararası pazarlara ulaştırılmasına, izin veren kim? Bu ticaretten Türkiye’de kimler nemalandı? Kimler köşeyi birkaç kez döndü? Erdoğan ailesi bu işin neresindedir? Damat bu işin neresindedir? Bu konular er ya da geç aydınlanacak. Hep söyledik gerçeklerin ortaya çıkmak gibi, güzel bir huyu var.”

‘CUMHURBAŞKANIMIZ KILIÇDAROĞLU OLACAK, SOFRALARIMIZA HALİL İBRAHİM BEREKETİ GELECEK’

“Ülkemizin potansiyeli yüksektir. Geleceği de parlaktır. Yeter ki kral değil, kural ile yönetilsin, yeter ki kibir değil, tevazu ile yönetilsin. Yeter ki kutuplaştırarak değil, kucaklaştırarak yönetilsin. Yeter ki ‘her şeyi bir tek ben bilirim’ diyerek değil, istişareyle yönetilsin. 14 Mayıs’ta Türkiye seçimini yapacak. 15 Mayıs sabahı, Türkiye’nin 13’üncü Cumhurbaşkanı, Kemal Kılıçdaroğlu olacak. 15 Mayıs sabahında, Cumhurbaşkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun yönetiminde, milletimiz huzur içinde uyanacak. Sokağına, okuluna, işine, komşusuna huzurla, güvenle gidecek. Cumhurbaşkanımız Kemal Kılıçdaroğlu olacak, sofralarımıza Halil İbrahim bereketi gelecek.”

‘KADINLARI DOMUZ BAĞI İLE ÖLDÜRENLERİ SAVUNANLARLA İTTİFAK YAPAN ERDOĞAN’IN KENDİSİDİR’

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, basın toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, grup toplantısında Millet İttifakı ve CHP’ye yönelik açıklamalarının anımsatılması üzerine Öztrak; şunları söyledi:

“Ne demiş büyüklerimiz? Kişi kendinden bilir işi… Dün Oslo’da kamu görevlilerini terör örgütleriyle doğrudan masaya oturtan, Habur’da çadır mahkemeleri kurduran, kadınları domuz bağı ile boğarak öldürenleri savunanlarla bugün ittifak yapan, onlarla ortak liste yazan Erdoğan’ın bizzat kendisidir. Bizim cemaziyelevvel bellidir. CHP Kuvay-i Milliye’den, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nden neşet eden bir partidir. Cemaziyelevvel karışık olanların bize söyleyecek tek bir sözü yoktur. CHP ile herhangi bir terör örgütünü pazarlık yaptı diye bir araya getirmek bühtandır, ayıptır.”

‘BAHÇELİ, HÜDA PAR’IN AVUKATLIĞINA SOYUNDU’

Öztrak soru üzerine MHP’nin seçime kendi amblemi ve listesi ile girme kararını ise şöyle değerlendirdi:

“Hatırladığım kadarıyla daha geçen hafta sayın Bahçeli, HÜDA PAR ile kol kola girmekten rahatsız olmadığını ifade etti ve HÜDA PAR’ın avukatlığına soyundu. Bu açıklamaya baktığımızda, bu açıklama Cumhur İttifakı içinde çok ciddi bir kol bükme mücadelesi olduğunu ortaya koyuyor. Seçimi kaybedeceğini anlayan Cumhur İttifakı’nın tarafları öyle anlaşılıyor ki aralarında kavga etmeye başladılar. Hep söylüyoruz, 15 Mayıs sabahı Türkiye’nin 13’üncü Cumhurbaşkanı Kemal Kılıçdaroğlu olacak. Ülkemize bahar gelecek.” (HABER MERKEZİ)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir